Burası Türkiye…
Burası Türkiye, her işimiz Allah’a emanet. Gizli, saklı kimse duymadan işlerimizi yürütmeye çalışır ve yüzümüze gözümüze bulaştırır, sonra da “Eh Takdir-i İlahi” demeye bayılırız.
Son olay “Kuş Gribi” ile ilgili gelişmeler aklıma bir fıkra getirdi. Sizlerle paylaşayım:
Melekler bir gün Tanrı’ya giderler ve “Tanrım Fransızlar zor durumdalar. Sizden yardım istiyorlar” derler.
Cevap: ”Onlar hallederler, sıkılmayın…”
Bir süre sonra benzer bir olayla bu kez de İtalyanlar, derken İngilizler ve diğer bazı ülkeler için melekler devreye girerek ulusların sorunlarının çözümü için Tanrı’dan yardım istediklerini söylerler. Ancak cevap hep aynı olur. Günlerden bir gün melekler bu kez de Türkler ile ilgili olarak Tanrı’ya koşarlar. Cevap farklıdır:
“Getirin bana pabuçlarımı. Onlar bensiz yapamaz…”
Evet işte bizi özetleyen fıkra bu.
Hemen her dönemde aklımızı ve mantığımızı kullanarak, kendi çıkarlarımız doğrultusunda, kendi özelliklerimize, gelenek ve göreneklerimize uygun radikal kararlar almak yerine, popülist politikalarla günü kurtardık. Çağdaşlaşma adına atılan adımlarda, diğer ulusların kötü taklitçisi olmayı seçtik. “Biz” yerine “ben” diyen politikacıları başımızdan eksik etmeden, onların meydanlarda attığı nutuklardaki “Sizler için… sizinle… sizlerin çıkarlarını gözeterek” sözlerindeki, “Kendim için… eşim ve dostumla… benim ve eşlerimin, dostlarımın çıkarlarını gözeterek” şeklindeki saklanmaya çalışılan ifadeleri görmezlikten geldik.
Tüm siyasal oyunlar, alınan kararlar gerek Birleşmiş Milletler, gerek AB, gerek ABD, gerekse IMF olsun birilerinin dürtüklemesi ve tavrı ile de olsa bir şekilde rotasına oturuyor. Ama sağlık farklı. İnsan sağlığı ile oynamak, tehlikeyi bile bile, göre göre bunu saklamaya çalışmak, gözümüzün içine baka baka “yalan” söylemek… pardon “yokmuş gibi davranmak”.. Sonu ölümle bitebilecek bir olayın mazereti olamaz. İşte bunun geri dönüşü yok. Bir zamanlar Çernobil olayı vardı… Çaylar radyasyonsuz dendi, insanlara içirildi. Aradan geçen süre kanser vakalarındaki artış bunun aksini düşündürüyordu. Bugün de tüm dünyanın tehlikeli bir hastalık olduğu konusunda bangır bangır bağırarak ulusları uyardığı “Kuş Gribi”nde “zatürree” söylemiyle karşılaştık. Her ne kadar Sayın Bakan daha sonra “Kuş Gribi” olduğunu açıkladıysa da zaman kaybı yaşandı. Böyle bir olayın “devlet sırrı” olması mümkün müdür? Şu aşamada “Takdir-i İlahi” denilebilir mi?
Vah benim ülkem, vah benim halkım…Biz kendimizi sevip, kendi çıkarlarımızı, kendi doğrularımızı savunmadığımız, elimizdeki değerlere sahip çıkıp, kendimizi geliştirmediğimiz, birlik ve beraberlik içinde düşünüp ilkelerimizden ödün vermeksizin çağdaşlaşma yolunda atılması gereken adımları geri değil ileriye doğru atmadığımız sürece bunları yaşamaya devam ederiz.
Daha çok atılacak adımlarımız var.