Kültür Sanat Fabrikasının emekçisi
Mehmet Refik Soyer’in adı geçince aklıma hep o güzel ve heyacanlı günler gelir... İZFAŞ’ın kuruluşu için çabalayan uzun boylu, sakallı ve akıllı bir adamın üretkenliği...
Sonra birlikte gerçekleştirdiğimiz etkinlikler gelir aklıma... Yazlık sinemaların yok olduğu dönemlerin ardında tahta sandalyeler üzerinde açık havada gerçekleştirdiğimiz sinema günleri gelir...
İzmir Fuarı’nın Çamlık Senarı’nda Hülya Avşar, Şener Şen, Uğur Yücel, Bilge Olgaç ve niceleri gelir aklıma... Sinemanın ünlü isimleri ile birlikte tahta sandalyeler üzerinde onların filmlerini halkla birlikte izlemek ve sonra sinema sanatçılarına halkın sorduğu soruların yanıtlandığı günler...
Mehmet Refik Soyer kültür, sanat, üretim ile özdeşleşmiştir gözümde...
Bir çoklarının para kazanma uğruna en yakınındakilerin gözünü çıkarttığı, birilerinin koltuk kapma yarışında en çok sevdiği ve saydığını söylediği insanları yok etmeye çalıştığı, çıkarın, kokuşmuşluğun, yağcılıkların, yalakalıkların prim yaptığı günümüzde Mehmet Refik Soyer’in değeri daha da artıyor yüreğimde...
İstese çok katlı binalar dikebilirdi o arazi üzerinde... Sonra geçmişin trilyonlarını bugünün milyonlarını cebine koyabilirdi...
Hedefi para kazanmak olsa ne kültüre ne sanata bulaşırdı... Araziye yapacağı ranta yönelik yatırımla krallar gibi yaşardı...
Kendisine bu yönde gelen önerileri duymazdan geldi... “Kültür’e yatırım mı olurmuş, sanatı sen mi düşüneceksin Dinazor kafalı” diye eleştirileri kulak ardı etti.
Ve İzmir’in bugün değeri en hızlı yükselen bölgesinde Kültür Sanat Fabrikası’nı kurdu.
"Burada cıvata değil sanat üreteceğiz!" sloganıyla yola koyulan Bayraklı'daki babadan kalma eski bir fabrikayı sanat ve eğitim merkezine dönüştüren Mehmet Soyer "Burası geleceğe ışık tutacak" diyor
Toplantı, davet, söyleşi ve konserler için kullanılacak çok amaçlı salonu, eğitim atölyeleri, sergi salonları, spor salonları, çim alanları ve restoranıyla 7'den 70'e her yaştan insanı ağırlayacak olan Soyer Kültür Sanat ve Eğitim Merkezi yaz başından itibaren tüm birimleri ile hizmete giriyor.
Soyer, "Bu fikir aslında babamın da benim de uzunca zamandır aklımızdaydı. Babam her zaman kültür sanat faaliyetlerinin ülkenin gelişimini sağladığı düşüncesini savunan biri olmuştur. Fakat bunu her zaman devletten beklememek gerektiğine inanıyorum. İşadamlarının da bu konuda katkıda bulunması gerekiyor" diyor.
1962- 2002 yılları arasında Türkiye’nin cıvata gereksinimini sağlayan önemli fabrikalardan biri olan Civas’ta bir buçuk yıldır adım adım düzenleme çalışmalarını yapan Mehmet Refik Soyer’i ne zaman arasam işinin başında buldum... Ne zaman uğrasam inşaatın içinde... Tozun, toprağın hemen yanında, çimento torbalarının az ötesinde, duvara mala ile harç süren ustaların yanıbaşında...
İZFAŞ döneminde heyecanla görevine sarılan Mehmet Refik Soyer aradan geçen yıllara rağmen ne heyecanından ne enerjisinden yitirmemiş. O dönemde olduğu gibi kültüre, sanata alabildiğine yatırım yapıyor.
Eğer yolunuz düşerse İzmir’in Adliye binasının bulunduğu yola girerseniz başınızı sağa doğru şöyle bir çevirin... Civas Cıvata Fabrikasının yerini Kültür Sanat Fabrikası aldı...
Türkiye’nin yerel yönetimlerine örnek bir proje olabilecek bu Kültür Sanat Fabrikası’nı mutlaka gezin, görün... Bu satırların o kişiyi ve o düşünceyi övmede ne kadar yetersiz kaldığının tanığı olacaksınız...
Mehmet Refik Soyer’i tanıdığınızda ne kadar değerli bir kültür sanat emekçisi olduğunu göreceksiniz...