SİYASİ PARTİLERİMİZ DEMOKRASİYE HİZMET ETMİYOR

DOĞRU SORU SORMAK!..

TÜRKİYENİN SIKINTISI

SKSF’Lİ miniklerden Ata’larına anlamlı ziyaret… “Keşke Yaşasaydı biz de görseydik!..”

Çağlar öncesine gittiler!..

Sanat virüsü ikinci kez SKSF’de!..

Çağlar ötesi… Canlı Yayın!..

Güldürmeyi ben de öğrendim!..

At sevgisi küçüklükten başlar!..

Yerli malı Türk’ün malı herkes bundan kullanmalı…Minikler büyüklerden daha tutumlu!..

Tüm Haberler »»
Ege-Koop'tan Deprem Paneli

'Türban, Van, Helal Gıda ve Şemdinli'

MMO'nun hukuk mücadelesi sürüyor

DEMKULDER Forum
sayfalarındaki fikir
cimnastiğine katılmak için
lütfen üye olunuz...

Üye Olmak İçin Tıklayınız
Güncellemelerden
haberdar olmak icin
e-posta adresinizi ekleyin.
Haberler

   

Mehmet Refik SOYER

DEMKÜLDER – Hür Kürsü Platformu

Yönetim Kurulu Başkanı

TÜRKİYENİN SIKINTISI

          Vaktiyle “Demokrasi Kültürünü Geliştirme ve Yaygınlaştırma Derneği” ile “Hür Kürsü” yü kurma amacımızın,  genel olarak ülkemizde demokratik teamüllerin bir türlü yeterince gelişmemiş olduğunu fark etmiş olmamızdır.

          Nitekim son yıllarda söz konusu durum oldukça kendisini belirtir olmuştur. Ülkeyi yönetmeye talip olan insanlarımızın önemli bir kısmının “demokrasiyi bir araç” olarak görüp “amaç” olarak takdim etmeleri, bu günkü sıkıntılı günlere gelmemizin başlıca sebebi olmuştur. Olmaya devam etmektedir.

AÇIKLIK İLKESİ

          Açıklık ilkesi bir demokrasi ilkesidir.

          Bir düşünce, bir duyguyu açıklıkla muhatabına yöneltmek esastır.

          Uzunca yıllar monarşiyle yönetilmiş ülke insanlarının kurtulması gereken bir hastalıktır dolaylı ve üstü kapalı konuşmak.

          Demokrasi korkaklar sistemi değildir. İnsan hakları ve özgürlüklerinin kişilerce ancak medenice talep edildiği bir sistemdir.

          İşte bu nedenle “ dış güçler , “ iç güçler” , “ derin devlet” “birileri- bazıları” vb. gibi konuşma, iletişim kurma yöntemini başta siyasiler terk etmelidirler.

          Kaldı ki milletvekillerinin dünyamızda üretilmiş en gelişkin obüs mermisinin bile delemeyeceği bir kalın koruma zırhları varken muhatabını muğlaklaştırarak konuşması anlaşılır değildir!...

Siyaset ve Gelişkin Demokrasi

          Siyasi partiler demokrasinin

          vazgeçilmezidir.

          Bizim demokrasimizde ve gelişkin pekçok demokraside de olduğu gibi devlet aygıtı da demokrasinin vazgeçilmezidir.

          Yürütme-Yasama- Yargı bizim ülkemizde demokrasinin bir diğer vazgeçilmezidir.

          Evet seçimler demokrasilerde en önemli işlevdir. Ancak bu işleyişin istenilen en üst düzeyde ( gelişkinlikte) gelişmesi sonucunda en iyi demokratik tercihin  belirlemesi gibi bir işleyişi olduğunu da unutmamak gerekir.

          O halde okuma yazma düzeyi 4 yıl olan ve kişi başına yılda 3-5 bin dolar kazandığı varsayılan ülkelerle söz konusu eğitim ve gelir düzeyinin iki katı olan ülkelerde oluşan “demokrasi bakımından iyi ve/veya yararlı ortam” arsında bir grado farkı olduğunun altını çizmek gerekir.

          Keza bu kritelere daha özgür basını (medya) da eklemeliyiz. 

BİZİM SİYASETÇİ

          Bir genelleme yaparsak “BİZİM SİYASETÇİ”...

          Tez/antitezini ortaya koyarkan NUTUK ATAR. Sesi yüksek perdeden çıkar.

          Bu ise ister istemez fikriyattan çok hamaseti  gerektir.

          Her fırsatta konuşur. Ayakta-otururken  ama en önemlisi uçakta ve yabancı ülke topraklarındadır en önemli söylevleri.

          Siyasi rakibini DÜŞMANI olarak alır.

          Medeni bir ilişkiye girmez rakibiyle. MİŞ gibi yapar karşılaşınca.

          Rakip yok iken sanki onunla bir daha karşılaşmayacakmış gibi atıp tutar.

          İletişimi zayıftır. Diyalogu” sağırlar diyalo2udur” 

          Vekil olduğunu unutur aslını küçümser, kabalaşabilir.

          Ayrıcalıklı ve nüfuzlu olmak ve kalmak ister.

          Demogogtur. Spekülasyonu, manipülasyonu sever.

          Büyük bir çoğunluğunun entelektüel birikimi, siyasi kültürü eksiktir. Milletvekili seçilince öğrenmeye başlar bazı hususları. Oysa geldiği yer hizmet yeridir.

          Şikayeti sever. Mazlumu oynamayı sever.

          Ancak çalışmayı sevmez. Haftada 3 gün çalışır.

          Kısa yoldan emekli olmayı, bedava sağlı hizmetini sever.

          Bizim siyasetçi denetimi sevmez! Ne denetler (Sayıştay/ kamu kurum ve kuruluşları) ne denetletir. ( kapatma davası gibi hakkında Anayasaya göre açılan davaları )

          Ancak kendisini hemen ibra eder. (Bütçe- harcamaları )

          Velhasıl yamandır bizim siyasetçi.

          Eh siyasetçisinin çoğunluğu  bu denli yaman olanın yaşamı da böylesi yaman- duman  olur(!)   

ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ

          Kavramları karıştırmayı bırakmalıyız.

          Demokrasiyle özgürlüğün samimi ya da gayrı samimi sıkça karıştırılması sıkıntı yaratmaktadır.

          Halkımız kafa karmaşasına sokulmuştur.

          Özgürlük ve Demokrasiyi şöyle tariflersek yanlış olmaz sanırım: Özgürlük rüzgarlarının egemen olduğu özgürlükler denizi üzerindeki bir adacıktır demokrasi. O ada üzerinde yaşayanlar ve bizatihi adanın kendisi özgürlük rüzgarlarını eşit olarak alırlar. Ancak adanın bazı yerleri kuytu bazı yerleri ise rüzgarlara olabildiğince açıktır. Öte yandan insanoğlu cinsinin özgürlükler denizi üzerindeki pek çok diğer adadan kendi huzuru ve mutluluğu için bulabildiği barınmaya en uygun adadır Demokrasi Adası. Kaşiflerin daha iyisini buluncaya kadarda bu adada yaşamak isteyecektir insanoğlu.

          ________________________________________

          1215 SENESİNDE Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında  MAGNA CARTA, MAGNA CARTA LİBERTATUM   = BÜYÜK SÖZLEŞME, BÜYÜK ÖZGÜRLÜKLER SÖZLEŞMESİ yapıldı. Sözleşmenin özü şöyledir:

           “Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak veya hapsedilmeyecek veya mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak veya kanun dışı ilan edilmeyecek veya sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır”

          Demokrasi 800 sene önce böyle başladı. Ve o ülkede halen daha yazılı bir anayasa olmadan devam etmekte. 40 nesil önce başlayan ve adeta genetiklere işleyen demokrasi işte böyle bir şey!...

YAPILMASI GEREKEN

          Hayali yaşamdan gerçek yaşama avdet etmek gerekir.

          Gündem farklılaştırılmamalıdır.

          Ekonomideki ciddi sorunlara sistematik eğilinmelidir. Türk insanı ekmek derdindedir.

          Dış siyasette doğru adımlar atılmalıdır. Bölge ve komşularla ilgili siyasetlerde onurlu, haysiyetli ve barışçı olunmalıdır.

          Emperyal güçlerin projeleri karşısında dimdik durulmalıdır.

          AB’de görüşmelere akılcı bir biçimde devam olunmalıdır. Bu ve diğer projelerde bir ileri bir dur bir geri yapılmamalıdır. Bu duraksamalar gelişmiş dünya ile aramızın açılmasına sebep olmaktadır.

          Demokraside mevcut sistemi doğru okumalıyız. Kurumlar arası çekişme, ancak demokrasiyi inciltir. Yaralar. Sonra geliştirmek istediğimiz demokrasinin bugünkü seviyesini arar duruma gelinir.

          Yasama yürütme ve yargı eşitliğine özen gösterilmelidir.

          Laiklik ilkesine özen göstermeliyiz. O ilkeden yoksun bir dünya zaten asırlar önce yaşanmıştır! Asırlar geriye gitmek nafile bir çabadır. Ancak vakit kaybı olur ki buna da hiçbir kimsenin hakkı ve haddi yoktur.

          Demokratikleşme paketini devreye sokmak gerekir. Bu çok daha önceden yapılabilecek bir işti.

          Özgürlükler ve insan hakları bağlamında çabalara devam olunmalı. Ancak üniter devletten ve misakı milli sınırlarına canımız gibi sahip çıkılmalıdır.

          Siyasi partiler yasası

          Seçim yasası

          TBMM İç tüzük

          Dokunulmazlıklar

          Memurun muhakematı

          Parlamenter sistem ve Cumhurbaşkanı

_______________________

          Ekonomik demokratikleşme

          TBMM Bütçe hukuku!..

          Sayıştay denetimi

          Denetim ( kayıt dışı/ kara para)

Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç
cahiller  tarafından yönetilmeye razı olmaktır."


Eflatun

          Eflatun böyle bir söz söylemişse ne diyelim doğru söylemiş!...

GERİ
 Özür dilemiyorum…
Bir önceki yazımda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sanayi üretimi konusundaki yanlış açıklamasını dayanarak görüşlerimi yazmıştım. Doğal olarak böylesi bir yanlışlıkta etik olarak sizlerden özür dilemem gerekiyordu…
Ancak ben özür dilemiyorum…
Barış Kudar
 Kadınlar geliyor
Yine de hemen ardından yapılacak genel seçimlere yönelik, ciddi umutlarım olduğunu ifade edebilirim.
Keşke.
Evet, keşke Meclis'in "tam yarısı kadın" olsa.
"Olması gereken" bu çünkü.
Feyzi Hepşenkal
 YUMRUK YERİNE…
Dünya ülkeleri içinde, aynı zamanda rejimi de koruma görevinin olduğu tek ordu, Türk ordusudur.
Vecdi ALTAY
 Kültür Sanat Fabrikasının emekçisi
Eğer yolunuz düşerse İzmir’in Adliye binasının bulunduğu yola girerseniz başınızı sağa doğru şöyle bir çevirin... Civas Cıvata Fabrikasının yerini Kültür Sanat Fabrikası aldı...
Atilla SERTEL
 Burası Türkiye…
Burası Türkiye, her işimiz Allah’a emanet. Gizli, saklı kimse duymadan işlerimizi yürütmeye çalışır ve yüzümüze gözümüze bulaştırır, sonra da “Eh Takdir-i İlahi” demeye bayılırız.
Güler Özkan
 Eğer bilseydi iğdenin kokusunu…
Yaşadıklarınızın size katacaklarını bir bilseniz bir açsanız gözlerinizi kulaklarınızı kalplerinizi neler var neler...
Mor bir menekşe neler anlatır? Mesela benekli hercailer... Hafif rüzgarla esen iğde kokusunu çocuklarına da anlatırdı, eğer bilseydi iğdenin kokusunu...
Ayşe Hülya Dinçel
 

 

Adres :

.Manas bulvarı 613 sokak no:10 35100 Bornova /İzmir

Tel :
 0232 462 74 57
E-posta :