SİYASİ PARTİLERİMİZ DEMOKRASİYE HİZMET ETMİYOR

DOĞRU SORU SORMAK!..

TÜRKİYENİN SIKINTISI

SKSF’Lİ miniklerden Ata’larına anlamlı ziyaret… “Keşke Yaşasaydı biz de görseydik!..”

Çağlar öncesine gittiler!..

Sanat virüsü ikinci kez SKSF’de!..

Çağlar ötesi… Canlı Yayın!..

Güldürmeyi ben de öğrendim!..

At sevgisi küçüklükten başlar!..

Yerli malı Türk’ün malı herkes bundan kullanmalı…Minikler büyüklerden daha tutumlu!..

Tüm Haberler »»
Ege-Koop'tan Deprem Paneli

'Türban, Van, Helal Gıda ve Şemdinli'

MMO'nun hukuk mücadelesi sürüyor

DEMKULDER Forum
sayfalarındaki fikir
cimnastiğine katılmak için
lütfen üye olunuz...

Üye Olmak İçin Tıklayınız
Güncellemelerden
haberdar olmak icin
e-posta adresinizi ekleyin.
Haberler

   

DOĞRU SORU SORMAK!..

Mehmet Refik SOYER

5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun, 21 Ekim 2007’de halkoyuna sunulacak.

DOĞRU SORU SORMAK!..

Referandum halkın görüşüne sunulan bir konudur? Bir sorudur!

Doğru cevap alabilmek için doğru bir soru sormak gerektiğini 5 yaşındaki çocuk dahi bilir!..

Zira ancak doğru tasarlanmış ve sorulmuş sorunun yanıtını doğru bilebilmek mümkündür. 

Soru sorma tekniğinde olmazsa olmaz koşuldur bu !...

Peki, bu gün halka sorulan soru doğru mudur ki yanıtı doğru olarak alabilelim ve algılayabilelim?

Ne yazık ki sorulan soru bir hukuk ucubesidir.

Hukukun, hukukçuluğu kendinden menkul kişilerce katlinden başkaca bir şey değildir.

İSTİFAYA ÇAĞRI

Başta Burhan Kuzu hoca olmak üzere o komisyonda ve evveliyatında bu fikri ve metni oluşturanların toptan istifa etmeleri, siyaseti bırakıp köşelerinde yaptıkları bu hatayı başkaca konularda halk yararına çaba sarf ederek gidermeye çalışmaları çağrısında bulunuyoruz!..

Sizin anlayacağınız 21 ekimde bir hukuk garibesi oylatılacak ve alınacak evet-hayırlara göre birileri daha demokrat olmuş olacaklar, halka güya sormuş onu yönetime katmış olacaklar ve seçimi süresinde yapma sözünden cayarak seçtirdikleri Cumhur başkanını daha da tescillenmiş daha meşrulaştırmış olacaklar!..

HABERSİZİZ HABERSİ !.. BİLGİSİZİZ BİLGİSİZ!..

Bu ülkede hep sapla saman karıştırılacak mı?

Halkımız bir kısmı “referandumdan habersiz”

Bir kısmı referandum tarihinden habersiz…

Önemli bir kısmı neyi oylayacağından bilgisiz!

Milletvekili seçimlerinin neden 5 yılda birden 4 yılda bire değiştirilmek istediğine mana verememekte. Zira bu iktidar değilmiydi uzunca yıllardır ilk defa zamanında yani 5 sene de bir seçim yapan?..

Cumhurbaşkanını 5 yılda bir üstelikte 2 kez seçebilmenin neden gerektiğini manalandıramamakta!..

DÜNYADA YALNIZ MIYIZ ? BİZE GÜLÜYORLAR!..

Ülke yönetiminde bulunanların yarattıkları Frankeştaynı fark ettikten sonra ise çark ederek bu kere oylama başladıktan 40 gün sonra oylamanın esasını da şeklini de değiştirecek bir düzeltme yapmaları kımıldadıkça batağa batmaktan başkaca tarif edilemez!.. Şaşılacak bir durumdur bu.

Bu oyunu kendi kendimize oynasak; hadi diyelim biz bizeyiz, arkadaşlar kifayetsiz tecrübesizler,  bir hata yaptılar hoş görelim gitsin! Diyerek çözülebilir bir durum olabilirdi!

Ancak bu hiç mümkün mü? Küçülen, küreselleşen dünyada bu hiç mümkün mü? Konu var komşu var! Onlara karşı ayıp değil mi?  Bu uygulama Türk Devletini yönetenlere yakışan bir uygulama mı?  İnsanlar bize bir taraflarıyla gülüyorlar. Bıyık altından: “ Ne olacak bunlar Osmanlı kalıntılarıdır. İşte değişmediler, yine aynılar. Atatürk bile bunları adam edememiş. Tarih tekerrürden ibarettir” demeye başladılar bile.  Bizce zaten asla gerçekleşmeyecek olan AB katılımız , tamamıyla bizden ırak düşmez mi? 

Ben hicap duyuyorum Ben utanıyorum. Bu ülke için çok ama çok zor koşullarda varını yoğu canını kanını akıtanlar, verenlerin ve onların çocuklarının  sonunda böylesi durumlara düşmesi içler acısıdır  beyler . Bizler yani Türk ulusu böylesi yöneticilere ve böylesi hatalara müstahak hiç değildir!... Üstelik bu hataları zamanında eleştirmeyen bir muhalefete de müstahak değildir!..

YETİŞKİN KADRO SORUNU…

Demokrasi havariliğine soyunduklarını iddia edenler, samimi ve özde demokrat olsalardı halkı böylesi bir deli saçmasıyla yorarlar mıydı? 

Devlet adamlığı ne yazık ki ülkemizde giderek grado kaydetmekte!..

Fransızların bir değişi vardır. Bir kişinin niteliklerinden bahsederken “acaba ilk 7 yaşı var mı?” diye sorarlar. Gerçi şimdi bu yaş 6’a indi.

Sözün özü şudur ki: insanoğlu yetişirken ve gelişirken pek çok faktörün birleşimiyle, katkısıyla oluşur. Bunda kişinin çocuk çağındaki aldığı eğitim ve öğreti çok önem kazanır. Bizim ülkemizde ise ne yazık ki fakirlik-fukaralık, eğitimsizlik ve kültürel karmaşa pek çoğumuzun ilk 6 yaşında yeterli besini verememektedir insanımıza. Bu durum ise yetişkinlerimizin bir kısmının üstlendikleri görevlerde, bulundukları mevkilerde, yaptıkları uygulamalarda etkilemektedir. Hele bu yetişkinler siyaset alanındaki kişiler ise durum daha da vahimdir!.. Zira ülkelerin kaderleriyle bilerek bilmeyerek oynanmakta ve yıllarca geri kazanımı olmayan hatalara ve zararlara uğratılabilmektedir insanlar ve ülkeler.  

Ülkemizde bazı dönemlerde böylesi siyasi kadrolar hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır ne yazık ki. İşte zaten böylesi bir durum olmasaydı ülkemiz yakın batıdan 32-50 , uzak batıdan ise 60-75 yıl geride kalır mıydı?.. Üstelik Atatürk gibi bir dehanın yüz yıl gibi bir farkı kapatmasına karşın!..

İşte bu çok temel eksikliği gidermek, telafi etmek için için uzun, cefa dolu ve çok özveri gerektiren yola çıkmak gerekir ülkemizde. Bu ise bu ülkeden pek çok maddi manevi kazanım içerisinde olanların süratle insana kat ve kat değer vererek onu sanatla yoğuracak, bilgiyle doğuracak, kültürle geliştirecek kurum ve kuruluşlar kurarak hayata geçirmeleri koşulunu ortaya çıkarmaktadır.  Aksi halde bu ülke şu anda içinde yaşadığı şart ve koşullardan çok daha zorlarıyla karşı karşıya kalmaya mahkum bırakılmış olur!..

Bu çağrımız kendisini aydın, vatanperver, ülkesini seven herkese hatta entelektüel diye niteleyenleri kapsamaktadır. 

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, KANAAT ÖNDERLERİ NEREDESİNİZ?

Bu noktada yapılacak benzetme şudur:

“Bir büyük çadırı ayakta tutan ortadaki bir veya birkaç ana direk değildir! Şüphesiz ki ana direklerin cesametle yani büyüklükle ilgisi vardır. Ancak kuvvetli esen bir fırtınada ilk kırılanlarda o koca koca ana direklerdir. Dolayısıyla tali yani yan direklerdir çadırın yıkılmasını önleyen rüzgara kapılıp gitmesine mani olan.

Sivil toplum örgütlerine çağrımız üzerinizdeki ölü toprağını silkeleyiniz. Küçük direklerin sayısını çoğaltınız olacaktır!..

Halkımıza bu durumda söyleyebileceklerimizden çok temennilerimiz olabilecektir sadece.

Bu denli bilgisiz bırakılarak sorulan sorulara nasıl cevap vereceklerdir ben pek fazla bilemiyorum.

Ancak bu ülke insanı üniversite imtihanlarından tecrübeli olduğundan bu noktada bir şans görüyorum.

Umarım bu tecrübe bu kere yararlı olur.

Ancak unutmayalım bu tip imtihanlar da da bir yanlış 3 doğru götürüyor!.. Rast gele Türkiye, bizi bu hale getirenler düşünsünler!..

GERİ
 Özür dilemiyorum…
Bir önceki yazımda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sanayi üretimi konusundaki yanlış açıklamasını dayanarak görüşlerimi yazmıştım. Doğal olarak böylesi bir yanlışlıkta etik olarak sizlerden özür dilemem gerekiyordu…
Ancak ben özür dilemiyorum…
Barış Kudar
 Kadınlar geliyor
Yine de hemen ardından yapılacak genel seçimlere yönelik, ciddi umutlarım olduğunu ifade edebilirim.
Keşke.
Evet, keşke Meclis'in "tam yarısı kadın" olsa.
"Olması gereken" bu çünkü.
Feyzi Hepşenkal
 YUMRUK YERİNE…
Dünya ülkeleri içinde, aynı zamanda rejimi de koruma görevinin olduğu tek ordu, Türk ordusudur.
Vecdi ALTAY
 Kültür Sanat Fabrikasının emekçisi
Eğer yolunuz düşerse İzmir’in Adliye binasının bulunduğu yola girerseniz başınızı sağa doğru şöyle bir çevirin... Civas Cıvata Fabrikasının yerini Kültür Sanat Fabrikası aldı...
Atilla SERTEL
 Burası Türkiye…
Burası Türkiye, her işimiz Allah’a emanet. Gizli, saklı kimse duymadan işlerimizi yürütmeye çalışır ve yüzümüze gözümüze bulaştırır, sonra da “Eh Takdir-i İlahi” demeye bayılırız.
Güler Özkan
 Eğer bilseydi iğdenin kokusunu…
Yaşadıklarınızın size katacaklarını bir bilseniz bir açsanız gözlerinizi kulaklarınızı kalplerinizi neler var neler...
Mor bir menekşe neler anlatır? Mesela benekli hercailer... Hafif rüzgarla esen iğde kokusunu çocuklarına da anlatırdı, eğer bilseydi iğdenin kokusunu...
Ayşe Hülya Dinçel
 

 

Adres :

.Manas bulvarı 613 sokak no:10 35100 Bornova /İzmir

Tel :
 0232 462 74 57
E-posta :